Çok şiddetli sağanak yağış şeker pancarına değişik şekillerde zarar verebilir. Ekilen tohumlar, özellikle erken ekimde veya soğuk havalarda su birikmesine karşı hassas olurlar. Çimlenme normal olsa bile gelişme zayıflar ve bazı fideler toprakta yeterli çıkış gücü bulamazlar. Şiddetli yağışlarda toprağın yapısı bozulur. Bu durumdan sonra toprak hızlı bir şekilde kurursa o zaman da böyle topraklarda kaymak bağlanma görülür. Kalın ve kuvvetli bir kaymak tabakası bazı fidelerin çıkışını geciktirir veya çıkışını tamamen önler. Sağanak yağış, eğimli tarlalarda, pancarın bir kısmını taşıyarak ve toprak yapısını bozarak tarlada bitki dağılımının bozulmasını ve ciddi toprak erozyonuna yol açabilir. Üst toprak tabakalarında bulunan kalsiyum ve azot gibi besin maddeleri yüzeyden akan su ile beraber taşınabilir veya toprağın alt katmanlarına inebilir ve buda fidelerde azot yetersizliğine veya büyümenin gecikmesine neden olur. İlave olarak üstten verilen azot her zaman beklenen sonucu vermeyebilir (bkz. Su taşkınlarının zararlı etkileri ).
Su Oturması
Su baskını, fazla miktarda sağanak yağışta, su taşkınlarında veya kalan suyunun yükselmesinde ortaya çıkar ve su tarlada uzun süre kalırsa önemli sorunlar oluşturur. Suyun tamamen altında kalan pancarlar ölürler. Yaprakları suyun üstünde kalan bitkiler de, yan köklerin havasız kalması nedeniyle zarar görürler (organik maddelerin oluşturduğu etilen gazı da zehirli etki yapar ). Bitki, yeterli rutubet olmasına rağmen solar, yapraklar küçük kalır ve rengi sararır. Sular çekilince normal gelişme tekrar başlar, fakat kökte çürümeler görülür. Aynı zamanda, kökler toprak mantarlarına karşı daha hassas olurlar.
Yıldırım
Şeker pancarı tarlalarında zaman zaman birkaç metre çapında boşluklar görülebilir. Bu boşlukların merkezlerinde pancarlar zarar görerek tamamen kaybolurlar. Kenarlarında ise pancarlar deforme olur, gelişme yavaşlar ve yapraklarda sararma görülür. Bu durum yıldırım zararı nedeni ile ortaya çıkar. Yıldırım düşmesinin hemen ardından bitki solar ve birkaç gün içinde ölür. Kök, toprakta boşluk bırakarak küçülür. Etkilenen alanların kenarlarındaki bitkiler normal olmayan yeni yapraklar sürerler. Kökler incelendiğinde, kuyrukta yanlarda ve kök uzunlamasına kesildiğinde iletim demetlerinde siyahlaşmalar görülür. Bu benzediğinden çoğu zaman Rhizoctonia zararı ile karıştırılabilir.
Dolu
Dolu zararında yaprak ayası delinir, yırtılır veya parça parça olur. Daha ciddi durumlarda yaprak sapı dahi zarar görür ve kırılır. Zararın şiddeti dolu tanelerinin büyüklüğüne ve dolu yağışının ne kadar sürdüğüne bağlıdır. Dolu zararı, bazı yaprak kurtlarının verdiği zarara çok benzer, fakat dolu zararında dolunun kopardığı yaprak parçacıklarının bitkinin üzerinde veya toprak yüzeyinde kalması ile fark kolayca ayırt dilebilir. Şiddetli bir dolu yağışından sonra şeker pancarı tarlası tamamen zarara uğramış olabilir, fakat eğer mevsim çok geç değilse, hızla yeni yapraklar gelişir. Temmuz ayında tamamen zarar görmüş bir tarlada verim %20
Kadar düşebilir. Daha erken veya daha geç dönemde görülen dolu zararının etkisi daha azdır. Dolu yağışı tohumluk pancarlarda, çiçek döneminde veya çiçek döneminden sonra tohum olgunlaşma döneminde olursa zarar çok daha büyük olur. Dolunun yaptığı zarar, fungal (Ramularia) ve bakteriyel (Pseudomonas aptata ) hastalık elementlerine ortam hazırlar.
Don Zararı
Don zararı, yetişme süresinin hem başlarında hemde sonlarında ortaya çıkabilir. İlk baharda genç fidelere, son baharda ise henüz sökülmemiş veya sökülüp siloya alınmış pancarlara zarar verir. Fidelerde sararmaya ve kurumaya neden olur. Don şiddetli ise bitkinin büyüme noktası ölür ve fide kurur. İlk bahar donları bazı tarlalarda bitki sıklığının azalmasına ve sonradan mükerrer ekim yapılmasına neden olur. Eğer bitkiler dört veya daha fazla yapraklı ise sadece dış yaprakların kenarları don zararı nedeniyle kavrulur. Son baharda sökümden önce meydana gelen don zararı şeker pancarının yapraklarını etkiler ve hücre duvarının tahrip olmasına, yaprakların yumuşamasına ve yaprak dokusunun ölmesine neden olur. Bunun sonucunda da kökün şeker oranının azalmasına neden olan yeni yapraklar gelişir. Eğer don olayı şiddetli ise kökler de zarar görebilir. Pancarda don etkisi devam ettiği sürece bir zarar gözlenmeyebilir. Fakat kökteki don çözüldüğü zaman yumrunun baş kısmı yumuşar, saydam bir görüntü alır ve daha sonra kararır. Bu kısımdaki zararın derecesi, donun şiddetine ve derecesine bağlıdır. Bu belirtiler hücrenin parçalanması sonucu oluşur ve bunu fungal veya bakteriyel çürümeler takip eder. Kayıpları önlemek için donmuş pancarlar bir an önce sökülmeli ve mümkün olduğunca çabuk işlenmelidir. Benzer zararlar siloya alınmış pancarlarda da görülür ve don zararı rüzgarla birlikte büyük boyutlara ulaşır. Siloyu don rüzgara karşı korumak için silonun örtülmesi gerekir.
Kuraklık ve Sıcak Yanıklığı
İlk baharda görülen kuraklık, tohum çimlenmesinin gecikmesine neden olur, Apodemus tarafından kolayca zarar görmesine ortam sağlar ve herbisitlerin aktivitelerini azaltır. Yaz aylarında uzun kuraklık dönemlerinde pancar aldığından daha fazlasını terleme yolu ile kaybeder ve günlük sıcaklıklara ve kuraklığın derecesine bağlı olarak bitkide az veya çok pörsüme görülür. Sıcak ve güneşli günlerde yapraklarda güneş yanığı meydana gelebilir ve özellikle dıştaki yapraklar toprak yüzeyine doğru sarkarlar. Kuraklık uzun süre devam ederse dış yapraklar yavaş yavaş kurur. Yaprak alanının ve etkinliğinin azalmasına paralel olarak kök gelişimi zayıflar ve kök normalde küçük kalır. Fakat kuru madde ve şeker oranı yükselir. Kuraklık, dolaylı olarak yaprak bitkileri ve pancar güvesi gibi bazı zararlıların ve külleme gibi bazı hastalıkların zararını artırır. Eğer uzun bir kuraklık döneminden sonra yağmur yağarsa veya sulama yapılırsa yeni toprakların gelişmesi nedeniyle şeker verimi düşer.
Rüzgar
Şeker pancarı fideleri, rüzgar erozyonuna açık, hafif topraklarda ciddi olarak zarar görürler. Özellikle kumsal topraklarda, kum fırtınasının savurduğu kum taneciklerinin kotiledon yapraklarına ve genç yaprakların yüzeylerine çarpması sonucunda yapraklarda yaralanmalar olur, yapraklar solar ve kararır. Ancak bitkinin büyüme noktası sağlam kalır ve kendini yeniler. Ayrıca, rüzgarla savrulan toprak, çok genç fidelerin üzerlerinin toprakla örtülmesine neden olur. Şiddetli rüzgar, özellikle toprak yüzeyi kaymak bağlamışsa kök boğazına da zarar verebilir ve sonra bu kısımda boğumlaşma görülür. Rüzgar yüzünden veya tarlada yapılan işlemler sırasında bu noktadan kırılma olur ve bitki ölür. Hafif kumsal topraklarda, anıza ekim ve organik gübreleme gibi bazı önlemler alınmalıdır.
Amasya Şeker Fabrikası A.Ş.
Telefon : 0 358 417 25 11
Fax : 0 358 417 25 17
Web Adresi : amasyaseker.com.tr
email ( BIM ) : amasyaseker@amasyaseker.com.tr